24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’da evinin önünde menfur bir suikast neticesinde öldürülen gazeteci yazar Uğur Mumcu’yu ölümünün 27. yılında saygı ile anıyoruz.

Uğur Mumcu’yu anarken, verdiği demeçler, yazdığı makaleler ve kitaplar arasında ileri sürdüğü her görüş, örneğin; dış güçlerce desteklenen terör örgütleri ile tarikatlar ve cemaatler hakkındaki görüşleri bugünlere ışık tutuyordu.

Örneğin;
“Ekonomimiz alaturka, liberalizmimiz arabesk, sermayemiz nazlı, iş adamımız narindir.
Ekonomi de serbest, siyasette grekoromen güreşiriz.
Ama hep tuş oluruz.
Uçan kuşa borcumuz var, uçmayana hıncımız…
Devrim yasak, evrim sakıncalı, döneklik yararlıdır az gelişmiş demokrasilerde”
Diyen Uğur Mumcu’nun bu görüşlerine katılmamak elde değil.
Demokrasi ve laiklik kavramları ile birlikte ülkenin yaşamsal sorunları üzerine her zaman önemle duran ve laiklik olmadan demokrasinin olamayacağını da her fırsatta dile getiren Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan binlerce makalesinin yanında onlarca kitabı da bu konulara ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.
Örneğin;
“Ben Atatürkçüyüm.
Ben Cumhuriyetçiyim.
Ben laikim.
Ben anti-emperyalistim.
Ben bağımsız Türkiye’den yanayım.
Ben özgürlükçüyüm.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
Öyleyse, vurun parçalayın!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır”
Şeklindeki görüşleri de Uğur Mumcu’nun Atatürk ilke ve devrimlerine ne derece bağlı olduğunu göstermektedir.

Ödünsüz bir kavga adamı; coşkulu bir hatip; “Bilgi sahibi olmayan, fikir sahibi olamaz” diyecek kadar bilime, doğruya ve gerçeğe bağlı usta bir gazeteci yazardı.

Ama menfur bir suikast onu aramızdan ayırdı.

Uğur Mumcu’yu ölümünün 27. yılında saygı ile anıyoruz.