Yaklaşık 7000 yıllık tarihinde; Hititlere, Selçuklulara, Friglere, Perslere, Romalılara, İlhanlılara, Danişmentlilere, Ertanlılara ve Osmanlılara ev sahipli yapmış Türkiye Cumhuriyetinin şirin ilçelerinden birisidir Zile.

Bir yıl aradan sonra yine bir bayramda eş dost ve akraba ziyareti ve memleket hasreti gidermek için 1 haftamı Zile’de geçirdim.

50 yıl öncesine göre yeni yapılanma dışında değişen çok fazla şey olmamış.

Özellikle Old City eski şehir orijinal haliyle korunmuş ki bu çok büyük bir avantaj aslında.

Bir kısmı restore edilen eski Zile evlerinden kalanlarının da restore edilerek turizmle kazandırılması ve turizmin geliştirilmesi lazım.

Zile’nin çok önemli bir tarihi ve hala ayakta kalan başta Zile Kalesi olmak üzere çok eski eserleri mevcuttur.

Zile önlerinde yapılan üçüncü savaşı kazanan İmparator Jül Sezar (M.Ö. 479) bu haberi “Veni-Vidi-Vici” yani “Geldim- Gördüm-Yendim” sözleriyle Roma’ya bildirmiştir.

Yine Zile’ye bağlı Maşathöyük’te M.Ö. 3000 de eski Tunç Çağı M.Ö. 2000 de Hitit Çağı M.Ö. 1000 de Frig (Demir) Çağı yaşayan 3 dönem esreleri mevcuttur.

Boğazköy Hattuşaş Hitit İmparatorluğuna bağlı bir Uç Beyinin Sarayı Maşathöyük’te bulunmuştur.

Antalya’dan Konya, Kapadokya- Hattuşaş’a uzanan kültür turizminin Zile etabını oluşturmak Zile’lı yöneticilerin ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla mutlaka gerçekleştirilmelidir. 1970’lerde Köprübaşı mevkiinde bulunan bir çay bahçesi vardı, dün nasılsa bugünde aynı haliyle hizmet veriyor.

Bahçe girişinde ki kitabelerde Zile bölgesinde yaşamış çok önemli kişilerin isimleri yer almakta.

Tek tek inceledim ama özellikle üç önemli değerimizin orada yer almamış olmasına üzüldüm. Eski Zile evlerinin resimlerini çekerken CHP ilçe binasına gelince “Hazır belediyeyi CHP kazanmışken hayırlı olsun diyeyim” dedim.

İlçe Başkanı Sayın Ali Rıza Bozdemir Bey karşıladı, tanışıp muhabbete başladık.

Hayırlı olsun dileklerimi iletip söz konusu çay bahçesini kastederek “Zile’mizin Aşık Veysel’i Aşık Sadık Doğanay başta Cahit Külebi ve Ahmet Taner Kışlalı isimleri neden yok?” dedim. Ali Rıza Bey dikkatle dinledi ve kendisinin de bu konuda hassas olduğunu dile getirdi.

“Zile gibi sağın hakim olduğu bir şehirde CHP nasıl seçim kazandı?” diye sordum.

“Her kesim tarafından sevilen bir başkanımız var, Şükrü Sargın başkanımız Ticaret Sanayi Odası başkanlığında kendisini ispat etti. Zile’mize çok önemli hizmetleri oldu ve olacak” dedi. Ali Rıza beye “Belediyenizin ne kadar borcu var?” diye sordum.

Sıkı durun; yaklaşık ‘30 milyon liralık’ yıllık bütçesi olan belediyenin ‘150 milyon lira’ civarında borcu varmış.

Belediyeyi 2 milyon borçla alan eski başkan ‘Borç yiğidin kamçısıdır’ sözünü çok önemsemiş olmalı.

“Şükrü Başkan 5 yıllık bütçesine denk gelen bu borcu nasıl öder, nasıl hizmet eder ve bu işin içinden nasıl çıkar?” diye sordum.

“Biz başkanımıza güveniyoruz” diye yanıtladı Ali Rıza başkan.

Şimdi sadede gelelim; Türkiye’de birçok belediye ciddi bir biçimde borç batağına girmiş durumda.

Yerel yönetimlerin borçlanmalarına bir kısıtlama getirilmeli.

Önemli yatırım projeleri hariç, borç miktarı 1 yıllık bütçeyi asla aşmamalı.

Çünkü hizmet hevesiyle seçilen başkanların çoğu hezimete uğramış durumda.