Osmanlı devletinin ve Türkiye devletinin tarihi arşivleri son birkaç yıldık didiklenmeye başladı. Geçmişin olaylarının gerçek, dosdoğru, en ince ayrıntılarına kadar bu arşiv dosyalarında korunarak günümüze kadar gelmesi bence bu bir mucize. Zira araştırmacı tarih ve gazete yazarlarının son yıllarda yaptıkları cesur açıklamalara bakarsak Osmanlı ve Türkiye devlet idaresi içine her devrede öyle ajanlar ( casuslar ) yerleştirilmiş ki, yerli- yabancı bu ajanlar tarihimizin bütün iç-dış olaylarında çok ama çok önemli roller oynamışlar. Bütün bunları o araştırmacı yazarlar belgeler ile ortaya döküyor. Peki bu oyunları hazırlayıp uygulayanlar bu doruların bir gün birileri tarafından ortaya çıkarılıp, herkesin öğreneceğini düşünüp bu belgeleri neden yok etmemişler, zira devletin idari binalarında bile özel odaları olan bu ajanlar bir kat aşağı inip bu arşiv odalarını talan edebilirdi, yakabilirdi, gerçekleri sahte belgeler ile değiştire bilirdi…! Hayret yapmamışlar işte, var bu işte bir bityeniği ama ne…! geçmişin didiklenmesi doğruların ortaya çıkması için çok iyi, başka bir işe yaramaz, okuyan “ Vay anasına”, “ vah, vah”, “tüh, tüh”, der geçer gider, bizim dini, geleneksel tutumumuzda ölülerin arkasından konuşulmaz, “ gözünle görmediğine inanma”, “ konuşup günahını alma” derler.
( E- ATIKLARI) :
Kimyasal- Radyasyon ve diğer kirli atıklara şimdilerde ( E-Atıkları) deniyor. Fabrika ve bunun gibi tesislerin atık pis su ve maddelerinin çevre insan sağlığına verdiği zararları bütün okurlarım geçmişte TV. ve yazılı basında çok kez izlemişlerdir.
Bu (E-Atıkları) bunlardan çok daha fazla kirliliğe ve toplu canlı ölümlerine sebebiyet verdiği için toprağın derinliklerine gömülüyor. Bunlara sahip olan ülkelerde bu kadar zararlı maddeleri kendi topraklarına gömmüyorlar, çoğu zamanda kendi halklar vererek bu atıkları bize ve fakir, yoksul (3.) dünya ülkelerine postalıyorlar, oralara gömüyorlar. Herkes biliyor, bu atıklar ( 50-100-150) yıl sonra bir şekilde toprağa karışıyor ve ıradaki yaşamı yok ediyor. Birkaç gün önce, dünyanın önde gelen ülkelerinden birinin Afrika’nın yoksul ülkelerinden birine her gün binlerce ton “ Elektronik Hurda” göndererek o ülkeyi nasıl yok ettiğini gösteren bir belgeseli TV’den izledim. Teyp- radyo- video- alıcılar- cep telefonları- bilgisayarlar v.s. içlerinde taşıdıkları zararlı maddeleri görüp dinledikçe tüylerin ürperdi. Kendi ülkemde dahil “İNSAN OĞLUNUN YAŞADIĞI DÜNYAYI YOK ETMEK İÇİN NASIL GAYRETLİ BİR CANLI OLDUĞUNUN BİR ÖRNEĞİNİ” bir kere daha ibretle izledim.
ALLAHIN TOKADI- BALİNALAR ve JAPONLAR:
Japon hükümeti, bütün dünyanın “ Balinalar yok oluyor, bir süre avlamayın, yardım edelim” çağrısına gene “HAYIR” diyor, üstüne üstlük Balina Avcılarına birde “ DEVLET KREDİSİ” veriyor.
Ne oldu, yine aynısı oldu, bir depremle hem de hafif, ikinci Nükleer santrali de radyoaktif salmaya başladı. Allah inadı sevmez, hele, hele eziyeti ve “ bir canlı türünün katliam ile yok edilmesini hiç sevmez, kuran bunu açık, açık biz kullarına bildirmiş. Bizde Japonlara bunu bir bildirebilsek…

Önceki İçerikRusça ders veriliyor
Sonraki İçerikBİR TİYATRO, BİR EFSANE