Bizler enflasyonu, işsizliği, hayat pahalılığını, göçmenleri, Gazze’yi, Mursi’yi, Somali’ye yardımı, Taliban’ı siyasi muhalefeti zillet ilan ederek gündemi belirlerken asıl tehlikenin kapımızda olduğunu görmezden geliyoruz.

Tüm dünyayla birlikte ülkemizi tehdit eden küresel ısınmaya sebep nedir?

İnsanların atmosfere yaydığı gazların sera etkisi yaratarak dünyanın daha fazla ısınmasına sebep olmasından dolayı buzulların erimesiyle bozulan yeryüzü dengesidir.

Buzullar eridikçe altında kalan eski ormanların oluşturduğu karbondioksit açığa çıkıyor ve ısınmayı tetikliyor.

Küresel ısınmanın en önemli sebepleri; insan nüfusunun dünyanın dengesini bozacak kadar artıyor olmasıdır. Buna bağlı olarak endüstriyel üretim artıyor, fosil yakıt kullanımı artıyor, hızlı kentleşme ile yeşil örtünün de azalmasıyla birlikte ‘yeryüzünün ürettiği oksijen seviyesi- karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazlarından az olunca denge bozuluyor.

Buzullar eridikçe deniz suyu seviyesi artıyor, kıyı kesimlerde toprak Kayıpları, dünyanın çeşitli bölgelerinde kasırgalar, seller ve öldürücü su taşkınları yaşanıyor.

Buzullar eridikçe çölleşme başlıyor, salgın hastalıklar başlıyor, mevsimlerin uzunluğu değişiyor, mevsimlerin ayları değişiyor, bu değişikliklere uyum sağlayamayan bitki ve hayvan türleri yok oluyor.

Tıpkı çağlar öncesinde yaşamış birçok hayvan türünden evrimleşemeyenlerin yok olduğu gibi.

Bizler günlük kişisel ya da siyasal problemleri konuşurken tüm bu olayların bizlere uzakmış gibi olduğunu düşünüyor olsak da iliklerimize kadar hissediyoruz.

Uzmanlara göre küresel ısınma Hindistan, Pakistan, İran, Türkiye, Yunanistan, İtalya, İspanya, Fransa ve Amerika kıtasının en az yarısını ölümcül alarak etkileyecek. 2035 yılı yeni bir miladın başlangıcı olacak.

Bu öngörüye göre; En yaşanamaz kentlerden biri İstanbul ve Marmara Bölgesi olacak, Çöl iklimin hâkim olacağı bu bölgede yer altı suları tamamen çekilecek ve tüm göller kuruyacak.

Güney kıyılarımızda yaşam mümkün olmayacak, Kıyı bandında bulunan yerleşim yerlerinin çoğu sular altında kalacak (Denize sıfır evi olanlar dikkat).

Hindistan’da tüm akarsular kuruyacak, tarımsal üretim mümkün olmadığı için 1 buçuk milyar insan göç edecek.

Amerika kıtasını kasırgalar ve seller vuracak ve kitlesel göçler başlayacak.

Peki, bu felaketten nasıl kurtuluruz?

Öncelikle fosil yakıtların(Benzin, Mazot, kömür vb) kullanımının yasaklanması gerekiyor.

Hem küresel hem de bireysel temelde enerji tasarrufuna yönelmemiz gerekiyor ki bu en çok da bizim ülkemizde Mehmet Cengiz tarafından az öpülmemiz demektir.

Isıtan ve soğutan cihazları daha az kullanacağız çünkü insan vücudu yaşadığı doğal ortama çabuk uyum sağlar.

Suyu çok tasarruflu kullanacağız, özellikle atık sularımızı atık su olmaktan çıkarıp tarımsal alanda kullanmanın yollarını arayacağız.

Seyahatlerimiz de toplu ulaşım araçlarını kullanacağız. Ormanlarımızı koruyacak, ağaç dikeceğiz.

HES ve kömürlü termik santrallerden vazgeçip güneş ve rüzgârdan enerji üreteceğiz.

Gıdalarımızı çöpe atmayacak israftan kaçınacağız.

Geri dönüşümü olan ürünler kullanacağız.

10 milyon 20 milyon gibi büyük kentlerden ‘geriye göçü’ teşvik edeceğiz.

Okullara ‘Çevre ve doğa sevgisini’  müfredatın en önemli dersi olarak koyacağız.

Küresel sermayenin dayattığı kaldır at ürünler yerine tamir edilebilir ürünler kullanacağız.

Ürettiğimiz oksijen ürettiğimiz karbondioksitten fazla olursa rahat edeceğiz aksi halde hepimiz yanacağız Fuat abi.

Önceki İçerikUğur Basınla Kahvaltıda Buluştu.
Sonraki İçerikMahmutlar’da halat koptu işçiler betona düştü! 1 ölü 1 yaralı