27 Şubat günü kardeşim aradı “Abi 1 haftayı geçti anneme randevu alamadım, bir de sen dener misin”dedi.

Bürokrasiden nefret eden bana gün doğmuştu.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Gastroentroloji bölümünden randevu almak için 03562144400 numaralı hattı aradım.

Beklentim büyük, karşıma bir personel çıkacak,  bende ikna edici ses tonumu kullanarak randevuyu koparacaktım.

Telefon çaldı,  gayet güzel sesli bir bayan “Gaziosmanpaşa Üniversitesi hastanesine hoşgeldiniz” dedi.

Kendimi o an için hastanenin kapısında hissettim.

Buraya kadar herşey yolunda gitmişti.

O ses “Randevu almak için 1’i, randevu saatinizi değiştirmek için” diye saymaya başlayınca işin rengi de değişti.

Karşımda kanlı canlı biri yoktu, konuşmama bile fırsat vermiyor beni tuşlarla başbaşa bırakıyordu.

Önce 1’i, sonra TC kimlik numarasını girdim.

“İşleminizi yapıyorum” deyip yüreğime su serpti, kolay değil kardeşimin bir haftadan fazla uğraşıp alamadığı randevuyu tek atışla alacaktım.

Ve hevesim kursağımda kaldı.

“Doluyuz” dedi yapay zekalı kibar hanımefendi.

28 şubat, tam da askeri vesayetin ve eski Türkiye’nin konuşulduğu bir günün sabahı.

İçimden “O eski Türkiye, hastane ve ilaç kuyrukları artık yok, sağlıkta devrim yaptık, ne o sabahın köründe girilen muayene kuyrukları kaldı, ne de parası olmadığı için rehin tutulan hastalar” diyerek kendimi motive ettim.

Önce numarayı, sonra TC’yi ardından 9’u tuşladım.

“Üzgünüm” dedi yapay zeka, Allah vergisi aklımla dalga geçiyordu.

1 Mart sabah 08.10 çay varsa herşey yolunda ümidiyle bastım tuşlara.

Üzgündü yapay zeka.

2 Mart sabah, kardeşim aradı  “Abi ne yaptın?” diye sordu.

“Uğraşıyorum” deyip kapattım ve hemen akabinde yapay zekayı aradım, yine üzgündü.

İki arada bir derede kalmıştım, bir tarafta acı çeken annem, diğer tarafta birşey yapamayan ben, öbür tarafta ses tonundan hoşlanmaya başladığım  yapay zeka.

Hadi beni geçtim, annem ve yapay zeka için üzülmeye başladım.

Aklıma sağlık bakanımız geldi.

Nasılsa Twitter’den arkadaşım dı,

Sayın Sağlık Bakanım diye buram buram yağcılık kokan bir cümle kurdum ve twitimi sıkıntıyı anlatarak bitirip paylaştım.

Elimde telefon bekliyorum, bu arada ünlü ünsüz herkesin twitlerine göz attım.

Aklıma hastanede görev yapan bir arkadaşımın oğlu geldi.

Arayıp durumu izah ettim.

“Ben oğlumla konuşup hemen dönüyorum” dedi.

Yarım saat sonra “Pandemiden dolayı acilden giriş olmuyormuş, randevuyu da sistemden almak zorunluymuş” deyip eski Türkiye’den kalan torpil alışkanlığımı bir tokat gibi yüzüme vurdu!

Tekrar Sağlık Bakanımızı takibe döndüm, maske ve mesafe uyarıları devamlı dönüyordu ama benim twitime bir cevap yoktu.

“Koskoca bakan elbetteki hemen bakamamış olabilir düşüncesiyle tekrardan çevirdim numarayı.

Önce 1 sonra TC ardından 9’u ezbere tuşladım.

Kıyamam,

“Üzgünüm diyordu” yapay zekalı kontes.

4 Mart derken 5 Mart sabahı garip bir rüyanın ardından fırlayıverdim yataktan.

Yüzümü gözümü bile yıkamadan çevirdim numarayı, önce 1’e bastım sonra TC’yi girdim, 9’u tuşlarken yüreğim pır pır atıyor ve artık sesine aşina olduğum yapay zekanın ne diyeceğini merak ediyordum.

“Randevunuz başarıyla oluşturuldu” dediğinde “Hay ağzını öpeyim” diyerek yerimden fırladım.

Bu hareketi birde Prekazi Monako’ya gol attığında yapmıştım.

20 günlük randevu savaşımız Mart 18 itibariyle amacına ulaştı.

Allah emeği geçenlerden razı olsun, kimseyle dövüşmüyor,  kuyruklarda sürünmüyorsun, sövemiyorsun bile çünkü karşındaki sanal bir figür…

Şimdi anacığım da mutlu, şunun şurasında 18 Mart’a ne kaldı.

Önceki İçerikİnsülin Direncine Karşı Savaş
Sonraki İçerikGRAND PRIX MEDITERRANEAN YOL BİSİKLET YARIŞLARI YAPILDI