Biri dünyanın en büyük ülkelerinden biri, biri de onun kuyruğu ama istediğini yaptıran şımarık, küçük uzantısı. Yurdum bunlardan izinsiz “pilotsuz uçakları” uçuramıyor, çünkü bu uçakları onlardan alıyor. Bu uçaklar da bize terör mücadelesi için çok lazım, önemli başarının önemli aracı. İşte bu bağımlılığın getirdiği sıkıntı ve sorunlardan kurtulmak için hükümet bir baba oğla bunların yapımını verdi. Eee… Elin oğlu bundan hoşnut olur mu? Bu fabrikanın sahibi babanın oğlunun gırtlağını bir gece kesiverdi. Hem de aynı tarz, aynı el yaptı bunu, önceki “Aselsan’ın üç proje mühendisinin öldürülmesi” gibi. Önceki bir yazımda bunu bütün incelikleri ile yazmıştım. Tekrar yazmayacağım. Dünyanın en büyük ülkelerinden birinin bütün uzay projelerinin başında Türk mühendis ve bilim adamları var. Dünyanın birçok tıp ve elektrik devlerinin araştırma ve üretim fabrikaları Türk beyinleri ile yürüyor. Başka bir şey yazmıyorum. Yurdumun arif insanı sonucu buldu bile. Eee… ne diyorduk son cümle de, “bunda da vardır bir hayır, büyüklerimiz bizden iyi bilir, düşünürler.” Ruhları şad olsun, onlarda şehitlerimizdir, değil mi ki “Milli Projelerimiz” için öldüler, yani “vatan” için.
Almanya, güneşi en iyi alan bir bölgesinde, güneş enerjisi istasyonu kurmuş, TV’de gösterdi. 20 atom santraline bedelmiş. Almanya nükleer santrallerinin hiç bir güvencesi olmadığını dünyaya ispatlamış bir ülke. Nükleer (atom) santrallerinin radyoaktif atıklarının gömülme sorunu var. Bunları gömdüğün arazi de devamlı radyoaktif sorunu var. Toprak bir daha düzelmemek üzere kirleniyor. Buradaki ve yakınlarıdaki canlılar ölüyor. Bunları ( atıkları) çalıp bir alt sanayide kullananlar var. Velhasıl tam bir “katmerli bela”. Yurdumda bir değil kuzey, güney, doğu ve batıda öyle yerlere atom santrali projesi koydu ki, her biri patlasa, yurdum bir anda radyoaktif bulutları ile acı içinde yok olacak. Bunları yaptıran ve yapanlar bir şeyi unutuyorlar. Yukarı da Allah var. Eşenler eştiği kuyuya düşer. Sana sığındık Allah’ım!
Çoğunluğu yaşlı, sohbet gruplarının birinde gene her konuda laflayıp, zaman zaman gülüştüğümüz bir sohbetin sonunda yaşlı emmimin söylediği şu sözler ile söylediğimi bitirmek istiyorum. “Eee… ne olmuş yani, bak hele ne diyeceğim, ne demiş atalarımız “ Ahırdaki tepişen atların arasına girme, yoksa canın çok yanar, bırak onları kendi başlarına, tepişe tepişe durulurlar. Hiçbir zaman ahır yıkılmaz…!

Önceki İçerikTeslim almayız…
Sonraki İçerikMAHMUTLAR BELDESİ MAHALLE Mİ OLACAK?