Bir insanın, içindeki umutları sonsuza kadar diri tutmasından daha güzel ne olabilir ki? Hayatta.
Gülsüm ile Kazım’ İlk olarak bir bankada karşılaştılar.
Sonra oturup havadan sudan sohbet edip hayallerinden bahsettiler.
Yaşam dair arzularını, hayattan beklentilerini umutlarını anlattılar birbirlerine.
İkisi de bir birinden çok hoşlanmıştı. Sonra duygularının ve kalplerindeki sevgi ırmağının kapaklarını birer, birer açtılar.
   Geceleri bir pencere kenarında oturup, gökyüzünün enginliğindeki en parlak yıldızları seçip gözleri yoruluncaya dek bakıp birbirlerini hayal ettiler günlerce.
    Kalplerindeki aşk ateşi yüreklerini acıtmaya başlayınca, “evlenmeliyiz” dediler.
Önlerine çıkacak engelleri, bu işin zorluğunu hiç göz ardı etmediler.
Kararlıydılar, ölesiye seviyorlardı birbirlerini. Sanki yıllardır aradıkları ikiye bölünmüş bir elmanın diğer yarılarını bulmuş gibiydiler.
  Kazım, Gülsüm’e evlenme teklifi yapınca, Gülsüm’de “evet ama beni ailemden istemelisin”  dedi.
Fakat böyle bir aşkı ailesine anlatmasının imkânsız olduğunu anlayıp bu fikrinden vazgeçse de Kazım Gülsüm’ü istedi.
Ret cevabı alsa da Gülsüm’den asla vazgeçmedi
Zaman, zaman görüşmeye devam ettiler.
Bir birlerini göremedikleri zaman ikisi de mutsuzdu.
   Ama Gülsüm kararlıydı.
Bir gün evde kimsenin olmadığı bir anda kararını verip bohçasını sardı ve sevdiği insan için her şeyini geride bırakıp yola çıktı.
  Kazım Gülsüm’ü karşısında görünce hiç şaşırmadı. Çünkü aralarındaki aşkın hiçbir engel tanımayacağını, sevgi ile aşılamayacak hiçbir zorluğun bulunmadığını biliyordu.
Gülsüm’ün evde olmadığını anlayan aile ise önce konuya komşuya sordu onu.
Baktılar ki olmuyor hastanelerde aramaya başladılar. Bu aramalar neticesiz kalınca da en son çare jandarmanın yolunu tuttular.
    Jandarma aileden ön bilgileri alıp Gülsüm’ün izini aramaya başladı.
Kısa bir araştırmadan sonra Kazım’ın evinin kapısını çaldılar.
Gülsüm ve Kazım el ele karşıladı gelenleri.
İki âşık mutlu bir ifadeyle, “biz birbirimizi seviyoruz” dediler.
Gülsüm,” ben kendi rızamla kaçtım hayatımın en mutlu anlarını yaşıyorum” deyince ailenin yapacağı hiçbir şey kalmadı.
    Yüz yılın aşkı,80 yaşındaki iki insanın aşka dair, sevdaya dair, sevgiye dair duygularını hiç kaybetmemesi. Bu duygularını bastırmak yerine özgürce yeniden yaşama istekleri takdire şayan bir olay.
  Sevgili Gülsüm nine, sevgili Kazım dede, bende sizlere sonsuz mutluluklar diliyorum. Bir yastıkta gençleşirsiniz inşallah..
   Tüm okurlarımın yeni yılını kutluyor, sevgi dostluk barış ve huzur içinde yaşanması dileklerimle daha nice yeni yıllar temenni ediyorum.

bekirler

Önceki İçerikAlanya’da deprem
Sonraki İçerikMUTLU YILLAR-Hasan ilhan