ABD Dışişleri Bakan yardımcılarından Willard L. Thorp’un gelişmekte ya da az gelişmiş ülkelerin yönetimi hakkındaki görüşüne göre; az gelişmiş bir ülke az gelişmiş bir hükümete sahiptir. Böyle bir hükümet personeli seçmek ve yetiştirmek için etkili bir personel rejiminden yoksundur. Bakanlıklar arası sorumluluğu açık bir şekilde dağıtan hükümet kuruluşundan yoksundur. En önemlisi sağlam bir vergi politikasından yoksundur.
Adı geçen Amerikalının bu görüşleri içinde yer alan personel rejimi ve vergi politikasını ülkemiz açısından incelersek; ülkemizde bilimsel yönetime gerekli önem verilmediğinden çağdaş bir personel rejiminden yoksun olduğumuz için nitelikli personel sayısının da az olduğu, aynı şekilde etkin bir vergi politikamızın da bulunmaması nedeniyle vergi yükünün ileri ülkelere göre daha az oranda arttığı görülecektir.
Bu sorunların temel nedenleri arasında; toplumumuzda öncelikle birbirini bütünleştiren sermaye sınıfı ile işçi sınıfının henüz tam olarak gerçekleşmediği… ulusal bütünleşme ve bilinçlenme sürecinin tam olarak gerçekleşmediği… ulusal bilince dayalı, insan haklarını benimsemiş, demokratik, laik, kentsel ve endüstriyel ahlakın gelişmediği… ekonomik üretim ve verimliliğin düşük olduğu… siyasetçilerin toplumu temsil etme gücü ile sorun çözme yeteneklerinin sınırlı olduğu… bunlara ilave olarak faiz ve rant koşullarının egemen olduğu… yolsuzluk, yoksulluk ve gelir dağılımının giderek arttığı… işsizliğin had safhaya ulaştığı… üretim yerine tüketim ekonomisinin ön planda tutulduğu… tarım sektörünün geri plana itildiği görülecektir.
Ortaya çıkan bu gibi sorunların uzun vadede bilimsel yöntemlerle çözülmesi için kendi yapımıza uygun çağdaş bir yönetim biçiminin oluşturulmasına ivedi gereksinim duyulmaktadır.
Gelin, az gelişmişlik ve istikrarsızlık koşullarının egemen olduğu ülkemizin çağdaş bir düzeye ulaşabilmesi için, kalkınmanın temel ögelerinden biri olan bilimsel yönetimin varlığını ve oluşmasını parti savlarını bir yana bırakarak tüm parlementerler, bilim adamları, sivil toplum örgütleri ve aydın kişilerce demokratik bir sistem içindeki tartışarak kendi yapımıza uygun bir yönetim biçimi oluşturalım.
Oluşturamadığımız takdirde demokratikleşmenin henüz geçiş aşamasında olan yönetim yapımız büyük darbeler alarak emperyalist ülkelerin görüşleri altına girebilir.
Bu konuda Yüce Atatürk, yaklaşık bir asır önce söylediği ve bugün de geçerli olan demecinde şöyle diyordu “…Halbuki hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleri ile ecnebilerin planları ile yükselebilsin?… Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir”
Yüce Atatürk’ün bu ve benzer konulardaki görüşlerinin bizi yönetenler tarafından dikkate alınması gerekmektedir.
Hem de zaman kaybetmeden.