Nasip olursa siz bu yazıyı okurken ben umre yapmak için kutsal topraklarda olacağım. O kutsal topraklara gidebilme hasretiyle  yanıp tutuşan kardeşlerimize Rabbim gerekli imkanları bahşetsin.
 Bir mümin olarak umreden ne gibi manevi kazançlar elde edebiliriz. Bunu bilmek için umrenin sözlük manası bize yol gösterir.
Umre kelime olarak;  tamir etme, onarma, imar etme manalarına gelir.
Stresten  sıkıntıdan yorulan yıpranan bedenlerimizi, günahlarla kirlenen gönlümüzü (kalbimizi) arındırmaya onarmaya tamir etmeye gidiyoruz. Yani mamur olmaya gidiyoruz.
 Allah Teala Kuran’ı Kerimde elçisine   “Ömrüne yemin olsun ki…”  der. (Hıcr suresi:72) Siz hiç birinin ömrüne yemin ettiniz mi?Ama Allah etti. Elçisinin ömrüne yemin etti. Bunun açılımı “Harap olmuş ruhları imar ve inşa etmeye adanmış ömrün şahit olsun ki” demektir.
Umrede arınabilmek onarılabilmek için gönül evimizi kalbimizi günah virüslerine karşı korunaklı kılmamız uyanık olmamız lazımdır.
Kur’an’da: “Ey iman edenler, sabredin, sebat gösterin, düşman için murabata yapın; nöbet tutun, hazırlıklı olun” (Âl-i İmran, 200.) ayetindeki ribat, zahiri manaya göre sınır boylarında düşman gözetleme yeri; murabata nöbet bekleme işidir. Nasıl zahiri düşmanın vatan mülkünü harap etmemesi için nöbet gerekiyorsa, gönül mülkünün nefs ve şeytan düşmanından korunması için uyanık olmak gerekir. Bursalı İsmail Hakkı bu ayetin tefsirinde şu görüşlere yer verir: Vücudunuzu ve zihninizi koruyun, ibadet sırasında nefislerinize dikkat edin. (Ruhu’l-beyn, II, 157.
Allah Rasulü’nün günahları yok edip derecelerin yükselmesine vesile olan ameller arasında saydığı şu üç şeye dikkat etmek lazımdır: “Zorluğuna rağmen güzelce abdest almak, camilere yönelen adımları çoğaltmak ve namazdan sonra diğer namazı beklemek; işte bu sizin için ribat; yani gönlü korumak için nöbet tutmaktır.” ( Müslim, Tahâret, 41; )
Hz. Peygamber’e bir bedevi gelip sorar: “Ben orucumu tutar, namazımı kılarım. Bunun dışında pek fazla bir ibadetim yok. Çünkü fakir bir adamım. Hac ve zekâta gücüm yok. Kıyamette benim yerim neresi?” Hz. Peygamber tebessüm ettikten sonra buyurur ki: “Gözünü haramdan ve insanlara küçümseme nazarıyla bakmaktan; kalbini haset ve fesattan, dilini yalan ve gıybetten korursan yerin cennettir.”  Buradan anlıyoruz ki umrenin amacı gönül evimizi onarmaktır. Gönül, Hak binasıdır. Kâbe’yi Hz. İbrahim, gönlü Allah inşa etmiştir. Allah’a olan bütün görünürdeki yönelişlerin merkezi Kâbe, hakikatteki yönelişlerin merkezi ise kalp; yani gönül Kâbe’sidir. Çünkü gönül Hakk’ın tecelligâhıdır. Yunus’un gözünde gönül, Kâbe’den üstündür.
Gönül mü yeğ Kâbe mi yeğ
Eyit bana ey aklı eren
Gönül yeğ durur zîrâ kim
Gönüldedir dost durağı.