Yerli ve yabancı misafirlere kapılarımızı açtığımız bu günlerde, geçmiş yıllardan kalan birçok sıkıntı çözülemediği gibi üzerine eklenerek devam ediyor.

Bu bölgeden denizi al kimseler gelmez, herhangi bir Anadolu kentinden bizi farklı kılan tek şey denizdir.

Buna rağmen kıyılarımıza gereken önemi vermiyoruz.

Ne kıyı kanununu takan var ne de resmi kuralları ve açıkçası denetim de sıfır denecek oranda. Binlerce KM öteden binlerce hayalle bölgemize gelen misafirlerimize doğal güzelliklerimizi olabildiğince kötü sunuyoruz.

Büyük bir başıbozukluk ve dağınıklık var..

Eskiden her 600 metreye konuşlanmış olan sahil büfeleri arasındaki mesafe şimdilerde 100 metreye kadar düşmüş durumda.

Gün geçmiyor ki kıyı şeridinden bir ucube yükselmesin.

Hemen hepsi bir birine zıt yapılar (Kaliteli olanlar hariç) kıyı şeridini tam bir çöplüğe çevirmiş durumda.

Temizlik ve bakım dersen hak getire.

Ne bir peyzaj çalışması var ne ağaçlandırma.

İşi turizm olan otelleri geçtik ama üç beş blok inşaat yapanların bile özel büfeleri var.

Kıyı şeritlerinde bulunan taşları (Yasal değil) kıran birçok işletme sahibi normal vatandaşa yasak koyuyor.

Halkın denize gireceği alanlar her geçen gün daralmaktadır.

Bu izinleri kimin ve kimlerin verdiğini ben biliyorum, onlarda şimdi bu yazıyı okuyorlar.

Yine sahil boyu portakal büfeler var, vatandaşın denize nazır ucuz hizmet aldığı bu küçücük işletmelerin açılmış olmasını destekliyorum ama yaz sıcağında ‘dondurma satamazsın’ yasağını anlayan varsa beri gelsin.

Büfelere bir standart kesinlikle konmalı, akşamları kapatılacağı ile ilgili karar alındığı bildirildi. Ben bu kararı olumlu bulmuyorum, insanlar denize sıfır konumda akşam yemeği yemek ve bir şeyler içmek istiyorsa buna engel olmak yerine restoran statüsüne alıp vergiye bağlamak en doğru uygulamadır.

Bu şekilde hem vatandaş mağdur edilmez hem de devlet vergisini alır.

Hatta canlı müzik ruhsatı sadece sahil büfelerine verilmeli ki meskûn mahalde oturan vatandaşların huzuru kaçmasın.

Ana caddelerin kaldırımları otopark gibi kullanılıyor ve bir yaptırımı yok.

Sahil boyu motor ve bisiklet trafiği yaya yollarına kaymış durumda ve hiçbir denetim yok. Yine şehrin sokaklarında sıkça rastladığımız üzerine branda çekilmiş tuktuk tarzı dört beş kişilik elektrikli motorlar tam bir görüntü kirliliği oluşturuyor.

Motosikletine teyp takıp bangır bangır şehri dolaşanların bir tek bu denetimi yapması gerekenlere denk gelmediğine inanalım mı?

Sadece inşaat ve onun türevleri ile kalkınma yöntemi satacak toprak kalmayınca bitecektir. 1500 M2 arsaya konuşlandırılmış devasa blokları hangi imar durumuyla yorumlayacağımıza, eğitim alanlarının konut alanına dönüştürülmesine hangi sihirli ellerin hokus pokus yaptığını ‘sorsak’ cevap alamayız.

Seçimlerin üzerinden bir buçuk ay geçti ama Büyükşehir Belediyesi hala ortada yok.

Halktan şikâyetler yükselmeye başladı bile, Sayın Muhittin Böcek’e oy verdiğim için eleştirmeyeceğim diye bir durum yok.

Eğer tez zamanda düzeni sağlayıp ağırlığını koyamazsa en ağır şekilde eleştirir ve bir daha da oy vermem.

Yağcılık yaşını geçtik, iyi olanı över kötü olanı eleştiririz.