80’li, 90’lı yıllarda her hafta heyecanla beklediğimiz bizlerin kültürüne, gelenek ve göreneklerine uygun o kadar güzel aile dizileri vardı ki.

Bu çerçevede onlarca örnek verebilirim ama ben sadece bizimkiler dizisinden bahsedeceğim.

O dönemin ruhuna uygun bir apartman yöneticisi, kabadayı ve babacan tavırları ile katil, kapıcı Cafer ve sarhoş rolünde Cemil.

Cemil o dizinin en sevimli karakteriydi.

Hemen her konuda meraklı, üstüne vazife olmayan herşeye karışan ve olağan dışı birşeyler olduğunda ise “Sevim koş”  ve “benim adım Cemil” repliği ile akıllara kazınan güzel yürekli ustamızı geride bıraktığımız hafta kaybettik.

Cemil karakterinin gerçek ismini yenmesinden dolayı hiç şikayetçi değildi.

Dizide ki karakterin tam aksine son derece sakindi beyfendi kişiliği, bilgeliği ilk bakışta göze çarpan özelliğiydi.  yıllarca yarenlik etmiş olmaktan dolayı çok bahtiyarım.

İktısat fakültesi mezunu ve hesap uzmanıydı ama tam aksine parayla pulla hiç arası yoktu.

Ondan geriye  bir dolu anılar kaldı.

Yıllar önce bir türkü evinde okuduğu şiirin tadı ruhumda hala  tazeliğini koruyor.

Çok duygusal bir insandı ve bir o kadar da merhametli.

Güzel ve çok keyifli içerdi.

Dizide ki rolün tam tersine rakı aşığıydı.

İlk yudumda o kadehi bir koklayışı vardı  ki yıllarca ayrı kalmış iki aşığın buluşması  kadar keyifliydi.

Birgün Alanya Belediye çay bahçesinde oturuyoruz.

Baba sağa bakıyor sola bakıyor ve bir hayli huzursuz.

Anladım ama hiçte üzerine varmadım.

Çaylar bitti garson boş bardakları alırken “tazeleyeyim mi?”  diye sordu.

Başıyla hayır işareti yapıp “hadi başka bir yere gidelim” dedi.

Anlamıştim.

“Babiş AGC’ye gidelim çok güzel bir lokali var birşeyler de yeriz” dedim.

Oturduğumuz yerle cemiyet lokali çok yakın.

Şöyle bir baktı “taksi çağır ben oraya kadar yürüyemem’ dedi.

Ben itiraz ettim çünkü biraz yürümesini istiyordum.

Kızdı ama belli etmedi.

Birlikte 150 metre yürüdük  ama iki büklüm bir halde dilinin dişinin arasında bana kalayı çekiyor.

Hiç aldırmadım.

Bu arada iki tarafı dükkanlarla kaplı caddenin ucuna geldik.

Esnaflar baboşu görünce başladılar tezahürata “Cemil baba sen bizim herşeyimizsin, benim adım Cemil, baba neolur birşeyler içelim”

Birkaç adım öncesine kadar bana söverek iki büklüm yürüyen baboş bir anda dimdik olup kasılmaya başladı.

Çarşıdan çıktık ve sordum “hani yürüyemiyordun, tezahüratları duyunca dikeliverdin” dedim.

Yüzüme baktı ve “Onlar Cemil’in  hayranları ben senin yanında Uğurtan’ım ama onların yanında Cemil’im” dedi.

Çok güzel bir sözdü.

Sayesinde ortak dostlar edindim. Hasta olduğu dönemde sinema  ve tiyatro sanatçısı sevgili Osman Cavcı ve tiyatro sanatçısı Şehmus Yiğin’in onun öz evlatları gibi baktığını biliyorum.

“Sanat dünyasında vefa yoktur” diyenlere iki dostumun fedakarlığı ders niteliğindeydi.

Yerine yeni şeyler koyamadığımız için klasikleşir bazı yapıtlar.

Elinde silah, ağzında  küfür, uyduruk bir şirket ve kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı dizileri gördükçe “evet onlar Bizimkiler’di” diyorum.

Bir-kac usta hariç hemen hepsi bu dünyadan göçüp gitti asla unutulmayacak sıcacık ve sevimli karakterleri bizlere kaldı.

Nur içinde uyusunlar ‘bizimkiler’ gerçekten bizimkiler di.

Önceki İçerikAİLE DOSTU VE GÜVENLİ PARKLAR PROJESİ TÖRENLE TANITILDI
Sonraki İçerikKilo Almak İsteyenlere Öneriler