Aslında kimselere kızmıyor hiçbir şeye şaşırmıyorum. Öyle bir metaforun içindeyiz ki, nereye savrulsak onların duvarına yapışıyoruz.
İki ana başlıkta tertiplenen tuluatın tüm perdelerinde biz öpülüyoruz.
Oyun, zamanın ve dönemin ruhuna göre değişen ‘Vatan, Millet; Devlet, Din, İman’ gibi başlıkların altında oynanıyor ve gaye belli. Para.
Bu oyuna karşı çıkanların tamamı ise ‘Vatan haini, Allahsız, Kitapsız ve Ajan’ olarak kirletiliyor.
Yıllar önce devletin içindekilerin de içinde olduğu bir takım kirli işleri dile getiren Uğur Mumcu solcu ve komünist diye katledilmişti değil mi?
Ahmet Taner Kışlalı, Gaffar Okan ve daha kimler kimler.
Onların tekerleri hep dönmeli, suça ve kirliliğe dönen bu tekerlere çomak sokan herkes onlara göre vatan hainidir.
80’li yılların ortasından itibaren şu söz modaydı “Bu vatan için bedel ödedik”
Sağcı ve solcu gençlerin birçoğu mahkemelerce kamu hizmetlerinde yer alamaz hükmüne tosladılar.
O gençlerden bir kısmı Avrupa’ya kaçtı, bir kısmı kaderine boyun eğip işine gücüne baktı bir diğer kısmı ise suç örgütlerine ve suça yönelip ‘Bedel ödedik’ diyerek bedel ödetmeye başladılar.
90’lı yıllar da her taşın altından onlar çıkmaya başladı.. Vatan ve Din gibi kutsalların yerini kişisel çıkarlar almıştı ama yinede her şey vatan içindi, güya.
Devlet Bahçeli’nin bu kesime olan soğuk tavrı ‘Beyaz çorap, Yumurta topuklu ayakkabı’ yasakları arşivlerde duruyor.
Suç ve çıkar örgütleri için ideoloji güncel değerlere göre güncellenir ve yiyeceğimiz görselde servis edilir.
Vatan savunması için vatanseverleri öldürmelerini ‘kahramanlık’ olarak gören taraftarları hep vardır..
Patron önce ‘İşçileri sendikaların sömürdüğüne inandırır’ sonra her istediğini yapması için engel kalmamıştır.
Yani “Şer sandığımızdan hayır, hayır sandığımızdan şer “ çıkabiliyor.
Türkiye’de yaşanan her türlü pis iş; Bazı siyasi partilerin daha fazla oy almak adına bu kesimlere taviz vermesinden kaynaklanmaktadır.
90’lı yılların hataları bugün itiraflar olarak karşımıza çıkıyor ve maalesef bu döneminde en az o kadar kirli olduğuna şahit oluyoruz.
Şimdi soruyorum; Fetullah Gülen’e değil de kanunlarımıza ve yasalarımıza güvenseydik 15 Temmuz olur muydu?
Sedat Peker’e mitingler yaptırmasaydık ve özel imtiyazlar vermeseydik bugün çıkıp bu şekilde posta koyar mıydı?
Ana muhalefetin liderine sopa gösteren mafya lideriyle başka bir parti lideri poz vermese bu tipler posta koyacak alan bulabilirler miydi?
Daha fazla ‘oy’ uğruna çiğnenen değerler, yalan ve iftira ile elde edilen makamlar onu sağlayanlar tarafından gün gelir yıkılır..
Bir sürü iddia bir dolu suçlama ortalık yerde yüzerken, bunlara muhatap kişileri can evinden vuranların bir dönem “Canım” dedikleri olması ne büyük ihanet değil mi?
Önce kendilerine sonra millete.
Bence çekin o tuğlayı, adaletin hukukun olmadığı devlet zaten yıkılmıştır.

Önceki İçerikBaşkan Yücel Alanya halkı ile pedal çevirecek
Sonraki İçerikPGAEC YAMAÇ PARAŞÜTÜ HEDEF KUPASI YARIŞLARI ALANYA’ DA