Dallas dizisi vardı mesela, en çok Ceyar’a söverdik. Zavallı Su Ellen’de  Bergen gibi acıların kadınıydı.

Baba Yuing, Bülent Arınç gibi ortalığı toparlamaya çalışsa da olmuyordu.

Baretta suçluların peşine düşer bir şekilde kanun önüne çıkarırdı.

Jüri Demirel’in adamlarıyla doluydu işçi, memur, köylü, emekli toplanıyor kim suçlu karar veriyordu.

Ne güzel adalet.

Pazar günleri Hikmet Şimşek yönetiminde pazar konseri olurdu.

O dönemler “gıygıdı” derdi büyüklerimiz. Ben ne zaman Operadaki Hayalet müzikalini izledim o günden beri severim klasik müziği.

TRT’nin kadrolu dansözü Nesrin Topkapı idi. Petrol ve dansöz enflasyonu vardı. Şimdiki gibi çok dansözümüz  yoktu!

Uzay 1999 diye bir dizi vardı. Ta yetmişlerde bu günkü teknolojiyi planlamışlardı. 2023 de aya çıkabilirsek çocukluk hayalimiz ancak gerçekleşecek.

Bizimkiler, Kaynanalar, Çalıkuşu gibi bir dolu yerli diziler, yarışmalar ve eğitici programlar vardı. Orhan Boran’ı seyretmek başka bir güzellikti. Red Kit vardı mesela. Daltonlar’ı bir şekilde yakalar adalete teslim eserdi ki verdiği mesaj “Ne kadar ustaca plan yaparsan yap suç işlersen yakalanırsındı”

Tüm çocukların hatta büyüklerin sevdiği Şirinler. Kemal Sunal filmleri, Hint dizileri, öreniğin Bob Ross, pazar günleri bu toplumun en az yarısına sanatı ve resmi sevdirdi.

Sonra yavaş yavaş yörünge değişti. Siyonistler bu dizilerle bizleri zehirliyordu. Ahlakımızı bozmak için bedava veriyorlardı güya!

Hepsi yavaş yavaş hayatımızdan çıktı. Red Kit kayboldu Daltonlar serbest, hatta bir tanesi  Nairobi’ye büyükelçi oldu.

Baretta gitti jüri öldü.

Şirinler bu cenahtan çektiğini Karga Mel’den çekmedi. Çok iyi hatırlıyorum bir meczup ” Şirine’nin o kadar erkeğin içinde ne işi var,ateşle barut yan yana durur mu? Komün yaşama özendiriyorlar, Komünist bunlar” diye yazmıştı. Dallas bitti ama şöyle bakın etrafınıza ne kadar çok Ceyar var.

Müslüm babanın  içkili, Red Kit’in sigaralı sahnelerini buzladılar ama git Anadolu’daki en mutaassıp köye her yer bira şişeleri ile doludur ve insanlar cebinde tütün sarma makinesi ile dolaşıyor.

Stüdyoda yüzleşme sahnesi; Adam acıklı ve yalvaran bir sesle “Pelin ne olur dön bana seni seviyorum Pelinnnnn” diye bağırdı.

Pelin iki çocuğunu bırakmış bir inşaat işçisine kaçmış ve ondan da hamile…

Mübalağa etmiyorum abla 72 erkekle aldatmış adamı. “Stüdyoda büyük yüzleşme” spotuyla defalarca anons ettiler.

Sanırsınız ki Paşinyan Müslüman olacak. buluştular ve koca dönüp “Bir hata yapmış tövbe ederse affederim” dedi.

Bir hata! Hoşgörüye bakar mısınız?

Şiddete özendiriyor denilerek yasaklanan kovboy filmlerinin yerini Kurtlar Vadisi aldı ki sağolsunlar her karakteri iyilik meleği.

Şimdi her sokakta pompalı dehşeti yaşanıyor.

Bir ülkeyi tanımak için halkın arasına inip senelerce yaşamanıza gerek yok. Açın televizyonlarını izleyin.

Sanat, kültür, eğitim, müzik, tarih, belgesel yerine magazin ve siyaset konuşuluyorsa, futbol hayat zorluklarını unutturuyorsa o halk uyutuluyordur.

O derin narkozun etkisinde olanlara önerim ise Polyanna..

Önceki İçerikDiyette Tatlı Kriziyle Başa Çıkma
Sonraki İçerikVİRÜSE VE AŞI’YA SOSYO PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ (3)