Cumartesi saat sabahın 9’u. Pandemi yasaklarından dolayı tüm marketler kapalı.

Açık olan birkaç dükkan dikkatimi çekti.

Genelgeye göre marketler kapalı olacak, tabeladaki marketin üzerine bakkal ibaresini koydun mu o yasağı deliyorsun.

Biz buna yasadan doğan boşluğu dolduran müteşebbis zekası diyoruz.

Bu bir bakıma hayatımızın tüm gidişatını değiştiren küçük bir örnek.

Gemisini yüzdüren kaptandır, özdeyişiyle özetlersek; Bak koçum, işini hallet yolunu bul gerisi masal. Bir yerde tatlı para ve kazanç varsa ona ulaşmak için tüm katakulliyi zorla. Başarılı bir ahlaksız, başarısız bir elitten daha evladır.

Eskiden nerden buldun diye sorardı, şimdi niye bulamadın? diye soruyor büyüklerimiz.

Devir kağnıyı devirmeden yükünü taşıma devri, taşıdığın yükü sormuyor kimseler.

İki abartılı yaşamın tam ortasından geçiyoruz iki tarafa da bakıyoruz ve kafamız karışıyor.

Bir tarafta milyonluk evler, arabalar, servetler, diğer tarafta ekmeğe zam gelirse diye tir tir titreyenler.

Sistemin sivil savunucularının sıklıkla dile getirdiği “Kardeşim bu ülkede fakirlik yok, bak herkesin altında lüks arabalar, milyonluk telefonlar” nitelemesi.

Diğer tarafta” Elektriğini, suyunu, kirasını ödeyemeyen, evine bir kilo et girmeyenin” inlemesi.

İki tarafta kendi penceresinden baktığı için kendini haklı görüyor.

Hani yolda belde, sosyal medyada bana laf sokuyorsunuz ya, “bilmem kimin düşmanı” diye.

Bir defa şunun altını net olarak çizeyim “İktidarın düşmanı, muhalefetin dostu filan değilim. Hiçbir parti beni kendi hanesine artı ya da eksi olarak yazmasın. Ben bir mahalleyi, beldeyi, ilçeyi, ili ve ülkeyi kime emanet etmişsem onu sorgularım. Verdiğim vergileri o harcıyor, vergilerimizden maaşları onlar alıyor, sorumluluk vermediğimi sorgulayarak, sorumluluk alanı aklamam çünkü bir çıkar peşinde değilim.

Ben olaylara, insanlara ve gelişmelere sorgular yaklaşan bir yapıya sahibim.

Kim olduğu ne olduğu nereli olduğundan çok topluma, insanlığa nasıl bir hizmetinin ve yararının olduğuna bakarım.

Beni yönetenin hangi dinden, ırktan ve siyasi görüşten olduğuna değil beni ve bizleri ne kadar mutlu ediyor ona bakarım.

Kati siyasi tercihlerin kaynakçı gözlüğü gibi olduğunu gençlik yıllarımda yaşadım ve gördüm.

Devleti ya da herhangi bir kurumu yönetenler ya başarılıdır ya değildir.

Onların bahaneleri, mazeretleri, amaları, lakinleri ve niçinleri beni bağlamaz.

Ben hep aynı yerden bakıyorum ve bakacağım.

Kimse beni kendi hanesine dost ya da düşman olarak yazmasın.

Bu ülke çok kötü yönetiliyor. İktidarın mecali kalmadı, sata sata birşey de kalmadı.

Normal şartlarda yer yerinden oynamalı ama; Bu muhalefetinde iktidardan farkı kalmadı, hep sorunları dile getiren hepimizin yaşayıp gördüğü deneyimlediği sıkıntıları sabah akşam tekrardan pişiren değil, plan yapan, proje üreten, sorunlar kadar çözüm yollarını da açıklayan bir karşılık bekliyoruz.

Yani sen ne yapacaksın, ne vaad ediyor, nasıl çözüm üretiyorsun onu söyle muhalefeti istiyorum.

Son tahlilde ne bu sistemi ne de bu sistemin siyasi liderlerini beğenmiyorum.

Bize başka denizler, başka ufuklar açacak birileri olmalı.

Demiş ya çiftçi amcam “Senin inek kısır benim inek kısır, elde kaldı tek bir hasır…”