Sibel’in telefonu tatliş tatliş çaldı, kendinden emin şuh bir gülücükler açı “Alooo” dedi. Arayan İbrahim Tatlıses’ti

“Güçlü bir Türkiye için ben varım, sen de var mısın Siboş?” diye sordu.

Sibel “Ayol elbette varım” dedi.

Sonra herkes birbirini aramaya başladı, Rıdvan Arda’yı aradı, Acun Murat Boz’u hepsi o sihirli cümleyi tekrar edip aynı soruyu soruyordu

“Güçlü bir Türkiye için sen de var mısın?”

Burak Yılmaz, Mustafa Ceceli, Alişan, Hakan Ünsal, Ahmet Çakar derken kampanya çığ gibi büyüyordu.

Yıllık kazançları milyon dolarları aşan kaymak tabakası olanca gücüyle halkı etkilemeye başlamıştı.

Mesela Mehmet Cengiz Ali Ağaoğlu’nu mutlaka aramıştır

“Oğlum vergi affı için evet de evet de” demez miyim Memo “Bu arada sende daha iyi koymak için (paranın üzerine para) daha çok çalış bu fırsat ele geçmez”

Sinan Akçıl Kenan Sofuoğlu’nu aradığında Kenan, iki danışman alıp “Ayakkabılarını sildirme planı yapıyordu..

Ömer Döngeloğlu, Mekke’den Nihat Hatipoğlu’na gönderme yapıyordu “Milletim için, memleketim için, vatanım için ben de varım, sen de var mısın Nihat?” diye soruyordu.

Nihat Ağlıyordu…

Biri Kanal 7’de diğeri ATV’de iyi kazanıyordu.

Ünlü filozof Nihat Doğan Hakan Akkaya’yı aradı “Var mısın?” Hakan “Olmaz mıyım ayol” diyerek kampanyaya katılıyordu.

Uğur Işılak, Celal Kılıçdaroğlu, Yeşim Salkım, İzzet Yıldızhan gibi çok ünlü isimler birbirlerini arıyorlardı.

Alpay Özalan ta Eskişehir’den üşenmeyip Muazzez Ersoy’u arayıp “Var mısın? diye soruyordu.

Kampanya ses getirmiş, milyon dolarlık şahsiyetlerin dümen suyuna asgari ücretli, emekli, işsiz, dar gelirli, çiftçi gibi tüm alt tabaka da girmişti.

“Güçlü bir Türkiye, için ben de varım” demeyenleri kınıyorlardı. Çift süren iki arkadaş traktörün üzerinden birbirlerine bağlandılar “Sen de var mısın?” “Varım” dediler mazota inat. Tüm medya ve devlet bu iş için seferber olmuştu, halk sistem değişince ülkenin uçacağına öyle inandırılmıştı ki, insanlar adeta bir uçurtma festivalinde ki gibi başları yukarıda kanat seslerini bekliyordu.

Aradan bayağı bir zaman geçti, “Başkanlığı verin ve 1 yıl sonra bakın ülke ne hale gelecek” dedi.

Verdik. Geldik. Neredesiniz?

Ben şimdi sizleri hangi faturanın arkasında ki bol sıfırlarda bulacağım?

Ve sen Mustafa, hatırlar mısın? beni kampanyaya dahil etmek için aradığında ‘kulağımın arkasını’ işaret etmiştim.

Dün sosyal medya sayfanda gördüm “Yav arkadaş elektrik faturasına mı çalışacağız, maaşlara gelince %4 zamlara gelince 54, enflasyon %9 muş.

Dalga mı geçiyorsunuz” yazmışsın.

Hemen aradım ama Nihat Doğan’la görüşüyor muşsun, dönmedin de.

Buradan hatırlatayım Mustafam, bana bir kulak arkası borçlusun.

Alırım bilirsin!